Hizmetlerim

Samsun Kemik Erimesi Tedavisi

Bu kapsamlı ve bilimsel rehber, tıp dünyasında "sessiz hırsız" olarak adlandırılan ve ileri yaş gruplarında ciddi kırıklara, boy kısalmalarına, kamburluğa yol açan Kemik Erimesi (Osteoporoz) rahatsızlığını tüm yönleriyle ele almaktadır. Samsun ve Karadeniz bölgesindeki demografik yapı, iklimsel özellikler (güneşlenme süresinin azlığı) ve beslenme alışkanlıkları göz önünde bulundurularak hazırlanan bu çalışmada; Dr. Öğretim Üyesi Elif Berber’in Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (FTR) alanındaki akademik uzmanlığı ve bütüncül tıp vizyonu temel alınmıştır. Makalede, sadece kemik yoğunluğunu ölçen klasik yaklaşımların ötesine geçilerek; kemik kalitesini hücresel düzeyde artıran nöro-beslenme, egzersiz fizyolojisi, düşmelerin önlenmesi ve rejeneratif tıp kombinasyonları derinlemesine incelenmektedir. Kemik erimesinden korunmak ve mevcut osteoporozu ameliyatsız/k kırıksız yönetmek isteyen hasta ve hasta yakınları için bu rehber, Samsun odaklı eksiksiz bir başvuru kılavuzudur.

Samsun Kemik Erimesi Tedavisi

Kemik Erimesi (Osteoporoz) Nedir? Canlı Bir Dokunun Sessiz Dönüşümü

Toplum genelinde kemikler, vücudumuzu ayakta tutan sert, cansız ve değişmeyen tebeşir benzeri yapılar olarak algılanır. Oysa kemik, vücudumuzun en dinamik, en canlı ve sürekli kendini yenileyen dokularından biridir. Yaşamımız boyunca kemik dokusunda kesintisiz bir yapım ve yıkım döngüsü (kemik döngüsü - remodeling) gerçekleşir. Bu döngüde iki temel hücre grubu başroldedir:

  • Osteoblastlar (Yapım Hücreleri): Yeni kemik dokusu üreten, kalsiyum ve diğer mineralleri kemik matrisine işleyen işçi hücrelerdir.
  • Osteoklastlar (Yıkım Hücreleri): Yaşlanmış, yıpranmış kemik dokusunu eriterek ortadan kaldıran, temizlikçi hücrelerdir.

Sağlıklı bir bireyde, yaklaşık 30 yaşına kadar kemik yapımı, yıkımından her zaman daha fazladır ve kişi bu yaşta "Zirve Kemik Kütlesi" denilen en güçlü kemik rezervine ulaşır. 35 yaşından sonra ise bu denge yavaş yavaş yıkım lehine değişmeye başlar.

Osteoporoz, Latince "poröz (gözenekli) kemik" anlamına gelir. Kemik kütlesinin azalması, kemiğin iç mimarisinin (trabeküler yapısının) bozulması ve buna bağlı olarak kemiğin kırılganlığının artması ile karakterize sistemik bir iskelet hastalığıdır. Osteoporozda sadece kemiğin mineral miktarı azalmaz; aynı zamanda kemiği esnek tutan kolajen örgüsü de zayıflar. Sonuç olarak, normalde kırılmaya yol açmayacak kadar hafif bir düşme, öksürme veya ani bir eğilme hareketi bile kalça, omurga veya el bileğinde ciddi kırıklarla sonuçlanabilir.

Osteoporozun en tehlikeli yanı, kemikte bir kırık oluşana kadar yıllarca hiçbir belirti vermeden, tamamen ağrısız bir şekilde ilerlemesidir. Bu yüzden tıp literatüründe haklı olarak "Sessiz Hırsız" unvanıyla anılır.

Kemik Erimesinin Nedenleri ve Risk Faktörleri: Kimler Tehdit Altında?

Kemik erimesi sadece yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu değildir; arkasında hormonal, genetik, çevresel ve yaşam tarzına bağlı çok sayıda karmaşık neden yatar. Osteoporoz gelişimindeki temel risk faktörlerini şu şekilde sınıflandırabiliriz:

1. Değiştirilemeyen (Genetik ve Biyolojik) Risk Faktörleri

  • Cinsiyet: Kadınlar, erkeklere oranla osteoporoza çok daha yatkındır. Dünyadaki osteoporoz vakalarının yaklaşık %80'ini kadınlar oluşturur. Bunun nedeni, kadınların zirve kemik kütlesinin erkeklerden daha düşük olmasıdır.
  • Yaş: Yaş ilerledikçe, hormonal seviyelerin düşmesi ve hücresel yaşlanma nedeniyle kemik yıkımı doğal olarak hızlanır.
  • Etnik Köken ve Genetik: Beyaz ve Asya kökenli ırklar kemik erimesine daha yatkındır. Ailesinde (özellikle annesinde) kalça kırığı öyküsü olan bireylerde osteoporoz riski katlanarak artar.
  • Minyon Yapı: İnce kemikli, zayıf ve kısa boylu bireylerin kemik rezervleri daha az olduğu için erime sürecinden daha hızlı etkilenirler.

2. Hormonal Faktörler (Menopoz ve Ötesi)

  • Östrojen Eksikliği (Menopoz): Kadınlık hormonu olan östrojen, kemik yıkımını baskılayan en güçlü koruyucu duvardır. Menopoz ile birlikte östrojen seviyeleri aniden düştüğünde, osteoklastlar (yıkım hücreleri) kontrolden çıkar ve menopozun ilk 5-8 yılında kadınlar kemik kütlelerinin %20'ye yakınını kaybedebilirler. Erken menopoz (45 yaş altı) veya cerrahi olarak yumurtalıkların alınması riski zirveye çıkarır.
  • Erkeklerde Testosteron Düşüklüğü: Erkeklerde de andropoz dönemi veya hormonal bozukluklara bağlı testosteron azalması kemik erimesini tetikler.
  • Tiroid ve Paratiroid Bozuklukları: Hipertiroidi (tiroid bezinin çok çalışması) ve hiperparatiroidi (paratiroid hormonunun aşırı salgılanması) kemikten kalsiyum kaçışını hızlandırır.

3. Tıbbi Nedenler ve İlaç Kullanımı (İkincil Osteoporoz)

  • Kortizon (Glukokortikoid) Kullanımı: Romatizma, astım veya otoimmün hastalıklar nedeniyle 3 aydan uzun süre, yüksek doz kortizonlu ilaç kullanan bireylerde kemik yapımı tamamen bloke olur. Kortizon, ilaç kaynaklı osteoporozun bir numaralı sorumlusudur.
  • Mide Koruyucular (Proton Pompası İnhibitörleri): Yıllarca bilinçsizce kullanılan mide koruyucu ilaçlar, mide asidini sıfırlayarak kalsiyumun bağırsaklardan emilmesini engeller.
  • Diğer İlaçlar: Epilepsi ilaçları, bazı kanser tedavileri ve kan sulandırıcılar kemik yoğunluğunu azaltabilir.

4. Yaşam Tarzı ve Beslenme Hataları

  • Hareketsiz (Sedanter) Yaşam: Kemik, üzerine yük bindikçe güçlenen bir dokudur (Wolff Kanunu). Yürümeyen, egzersiz yapmayan bireylerde beyin kemiklere "sana ihtiyacım yok" sinyali gönderir ve erime başlar.
  • Kalsiyum ve D Vitamini Eksikliği: Kemik matrisinin ana hammaddeleri yetersiz olduğunda kemik yoğunluğu inşa edilemez.
  • Sigara ve Alkol Tüketimi: Sigara östrojen hormonunu parçalar; alkol ise doğrudan osteoblastları zehirleyerek yeni kemik yapımını durdurur.

Osteoporoz Belirtileri: "Sessiz Hırsız" Kendini Ne Zaman Ele Verir?

Yazımızın başında belirttiğimiz gibi, osteoporoz erken dönemde hiçbir sızı, sızlama veya ağrı yapmaz. "Benim kemiklerim sızlıyor, kesin kemik erimem var" düşüncesi tıbbi bir yanılgıdır; bu ağrılar genellikle kireçlenme (artroz) veya kas ağrılarıdır. Osteoporoz, ancak kemik mimarisi iyice zayıflayıp mikroskobik düzeyde çökmeler veya makroskobik kırıklar başladığında klinik belirtiler verir:

  • Ani ve Şiddetli Sırt/Bel Ağrıları: Omurga kemiklerinde (vertebra) oluşan sessiz çökme kırıkları, omurga sinirlerini sıkıştırarak özellikle ayağa kalktığında veya yük taşıdığında artan şiddetli sırt ağrılarına yol açar.
  • Boy Kısalması: Omurgaların üst üste çökmesi sonucu, hasta gençlik boyuna göre 3 ila 5 santimetre veya daha fazla kısalabilir. Yaşlı bireylerin "yaşlandıkça boyum çekildi" demesinin asıl sebebi budur.
  • Kamburluk (Dowager's Hump): Sırt omurlarının ön kısımlarının çökmesi, omurganın öne doğru eğilmesine ve sırtta belirgin bir kamburluk oluşmasına neden olur. Bu durum akciğer kapasitesini de daraltarak nefes darlığına yol açabilir.
  • Küçük Bir Travmayla Oluşan Kırıklar: Basit bir ev içi kaymada el bileğinin, kalçanın veya kaburganın kırılması osteoporozun en kesin ve tehlikeli belirtisidir.

Tanı Yöntemleri: Kemik Yoğunluğu Ölçümü (DEXA) Nasıl Yorumlanır?

Osteoporozun erken teşhisi, gelecekte oluşabilecek ve ölümcül riskler barındıran kalça kırıklarını önlemenin tek yoludur. Günümüzde osteoporoz tanısında altın standart yöntem DEXA (Dual-Energy X-ray Absorptiometry - Çift Enerjili X-Işını Absorpsiyometrisi) cihazıdır.

DEXA, son derece düşük dozda radyasyon içeren (bir akciğer grafisinden bile daha az), tamamen ağrısız ve yaklaşık 5-10 dakika süren bir tarama yöntemidir. Genellikle en çok kırılan ve yük binen iki bölgeden ölçüm yapılır: Bel omurları (L1-L4) ve Kalça (Femur boynu).

DEXA sonuçları değerlendirilirken iki temel skor karşımıza çıkar:

  1. T-Skoru: Hastanın kemik yoğunluğunun, 30 yaşındaki sağlıklı ve zirve kemik kütlesine sahip genç bir erişkinin ortalama değerleri ile karşılaştırılmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kriterlerine göre T-skoru şu şekilde yorumlanır:
    • +1 ile -1 arası: Normal kemik yoğunluğu.
    • -1 ile -2.5 arası: Osteopeni (Kemik kütlesinde hafif azalma / Erken evre erime). Bu dönem, alarm dönemidir ve kırık riski başlamıştır.
    • -2.5 ve daha altı (-2.6, -3.0 vb.): Osteoporoz (Belirgin kemik erimesi). Tedaviye hemen başlanmalıdır.
    • -2.5 ve altında olup en az bir kırık bulunması: Yerleşmiş (Ağır) Osteoporoz.
  2. Z-Skoru: Hastanın kemik yoğunluğunun, kendi yaş, cinsiyet ve kilo grubundaki bireylerin ortalamasıyla karşılaştırılmasıdır. Genellikle 50 yaş altı genç bireylerde veya çocuklarda ikincil osteoporoz nedenlerini araştırmak için kullanılır.

Samsun'da Kemik Erimesi Tedavisi ve Dr. Öğretim Üyesi Elif Berber'in Bütüncül Yaklaşımı

Samsun ve geniş Karadeniz coğrafyası, iklim yapısı gereği kış aylarında oldukça az güneş alan, bulutlu gün sayısının yüksek olduğu bir bölgedir. Bu durum, bölge halkında kronik D Vitamini Eksikliği tablosunu neredeyse kaçınılmaz kılmaktadır. Ayrıca Karadeniz beslenme kültüründe hamur işlerinin ve nişastalı gıdaların yoğunluğu, kemik sağlığı için gerekli olan taze kalsiyum, magnezyum ve alkali sebze tüketimini gölgede bırakabilmektedir. Bu demografik ve coğrafi gerçekler, Samsun'da osteoporoz görülme sıklığını ve buna bağlı kırık risklerini artırmaktadır.

Dr. Öğretim Üyesi Elif Berber, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon (FTR) alanındaki akademik kariyerini bütüncül ve rejeneratif tıp dinamikleriyle birleştirerek Samsun'da kemik erimesi tedavisinde ezber bozan bir klinik yaklaşım sergilemektedir. Klasik tıp yaklaşımı, DEXA skoruna bakıp hastaya hemen kemik yıkımını durduran ağır kimyasal ilaçlar (bifosfonatlar vb.) yazarak süreci yönetmeye çalışır. Ancak Dr. Elif Berber, kemiğin sadece "yoğunluğunun" değil, "kalitesinin ve esnekliğinin" de artırılması gerektiğine inanır. Klinikte uygulanan bütüncül tedavi modeli şu aşamaları içerir:

  • Kemik Kalitesi ve Kollajen Örgüsünün Güçlendirilmesi: Kemik, kalsiyum taşlarından yapılmış bir duvar ise, o taşları bir arada tutan harç kolajen proteinidir. Sadece kalsiyum yüklemek kemiği cam gibi sert ama kırılgan yapabilir. Dr. Elif Berber, kemiğin esnekliğini artırmak için kolajen sentezini uyaran spesifik aminoasit, C vitamini, çinko ve silisyum desteklerini tedaviye ekler.
  • Bağırsak Sağlığının Optimize Edilmesi (Nöro-Beslenme): Ağızdan tonlarca kalsiyum veya vitamin alsanız bile, eğer bağırsak floranız bozuksa veya kronik mide koruyucu kullanımı varsa bu elementler emilmeden vücuttan atılır. Dr. Elif Berber, hastanın sindirim sistemini tamir ederek (sızdıran bağırsak tedavisi) besinlerin ve takviyelerin kemik hücresine kadar ulaşmasını sağlar.
  • Biyolojik Regülasyon (Ozon ve Nöral Terapi): Kemik erimesi olan bireylerde genellikle tüm vücutta kronik, düşük yoğunluklu bir enflamasyon (iltihap) mevcuttur. Bu iltihabi ortam osteoklastları (yıkım hücrelerini) kamçılar. Dr. Elif Berber, Ozon Terapi ile doku oksijenlenmesini artırarak ve Nöral Terapi ile otonom sinir sistemini regüle ederek kemik yapım hücrelerinin (osteoblastların) mikroçevresini temizler ve çalışmalarını hızlandırır.

Kemik Yoğunluğu Skorları ve Tedavi Yaklaşım Tablosu

Osteoporoz yönetiminde hastanın hangi aşamada olduğu, tedavi protokolünün niteliğini belirler. Aşağıdaki tabloda T-skoruna göre risk analizleri ve klinik eylem planları özetlenmiştir:

DEXA T-Skoru AralığıTıbbi SınıflandırmaKırık Riski SeviyesiÖnerilen Medikal / Bütüncül YaklaşımEgzersiz ve Fizik Tedavi Protokolü
+1.0 ile -1.0 arasıNormal Kemik YapısıYok veya Çok DüşükYaş Grubuna Uygun Dengeli Beslenme, Yılda 1 Kez D Vitamini TakibiHaftada 3 Gün Tempolu Yürüyüş, Direnç Egzersizleri
-1.0 ile -2.5 arasıOsteopeni (Erken Erime)Orta SeviyeKalsiyum + D3 + K2 Vitamini Kombinasyonu, Magnezyum, Bağırsak Florası DüzenlemeAğırlık Aktarma Egzersizleri, Pilates, Postür ve Denge Eğitimi
-2.5 ile -3.5 arasıOsteoporoz (Belirgin Erime)Yüksek RiskKemik Yapımını Uyaran / Yıkımını Düzenleyen İlaçlar, Ozon Terapi, Kolajen DesteğiProgresif Dirençli Egzersizler, Düşme Önleme Protokolleri, Omurga Koruma
-3.5 ve altı VEYA Skor Fark Etmeksizin Kırık VarlığıAğır (Yerleşmiş) OsteoporozÇok Yüksek / KritikYoğun Enjektabl Medikal Tedaviler, Korse Desteği (Kırık Varsa), Nöral Terapi, Hücresel TamirYatak İçi Pasif/Aktif-Destekli Hareketler, Çok Sıkı Denge ve Yürüme Eğitimi

Osteoporozda Egzersiz ve Fizik Tedavi Protokolleri: Kemiğe Yük Bindirmenin Gücü

Kemik erimesi olan hastaların ve ailelerinin düştüğü en büyük yanılgılardan biri "kemiklerim kırılır" korkusuyla hastayı tamamen hareketsizliğe ve yatak istirahatine mahkum etmektir. Oysa hareketsizlik, osteoporozun en büyük dostudur. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanı olarak Dr. Öğretim Üyesi Elif Berber, kemiğin yaşayan ve mekanik uyarılara yanıt veren bir doku olduğunu vurgular. Kemiğe doğru açıyla ve doğru miktarda yük bindirildiğinde, kemik içindeki osteosit hücreleri piezoelektrik sinyaller üreterek osteoblastları yeni kemik üretmeye zorlar.

Felç rehabilitasyonu veya ortopedik rehabilitasyonda olduğu gibi osteoporoz rehabilitasyonunda da egzersizlerin bir "ilaç" gibi dozunda planlanması gerekir. Uygulanan temel FTR protokolleri şunlardır:

1. Ağırlık Aktarma ve Yük Bindirme Egzersizleri (Weight-Bearing)

Buradaki amaç yer çekimine karşı vücut ağırlığını kemiklere hissettirmektir.

  • Tempolu Yürüyüşler: Haftada en az 4 gün, 30-45 dakika yapılan tempolu yürüyüşler omurga ve kalça kemiklerini korumada en etkili yöntemdir.
  • Merdiven Çıkma ve Dans: Kemiğe farklı açılardan mekanik stres bindirerek kemik mineralizasyonunu artırır.

2. Rezistans ve Dirençli Egzersizler

Kaslar kemiklere tendonlar vasıtasıyla yapışır. Kas kasıldığında yapıştığı kemik zarını (periost) çeker ve orada güçlü bir yapım uyarısı başlatır.

  • Hafif ağırlıklar (dumbell), elastik terapi bantları veya hastanın kendi vücut ağırlığı kullanılarak yapılan progresif dirençli egzersizler sırt, bel ve kalça kaslarını güçlendirir. Güçlü kaslar, üzerindeki kemiği bir zırh gibi korur.

3. Postür (Duruş) ve Ekstansiyon Egzersizleri

Osteoporoz sırt omurlarını çökerterek öne doğru bükülmeye (kamburluğa) meyillidir.

  • Sırt kaslarını arkaya doğru esneten ekstansiyon egzersizleri, omurganın ön kısmına binen yükü arkaya aktararak çökme kırıklarının oluşmasını engeller. Öne doğru aşırı eğilme (fleksiyon) hareketleri, mekik çekmek veya ağır yükü öne eğilerek kaldırmak osteoporoz hastalarında kesinlikle yasaktır; çünkü bu hareketler omurga kırıklarını davet eder.

4. Denge ve Koordinasyon Eğitimi (Düşmelerin Önlenmesi)

Osteoporoz tek başına kırık yapmaz; kemiğin kırılması için genellikle bir "düşme" olayının gerçekleşmesi gerekir. Dolayısıyla, kemik erimesi tedavisinin en hayati basamağı hastanın düşmesini engellemektir.

  • Kliniğimizde uygulanan özel denge tahtaları, propriyosepsiyon egzersizleri ve nöromusküler koordinasyon eğitimleri ile hastanın refleksleri güçlendirilir. Böylece hasta halıya takılsa bile düşmeden dengesini toparlamayı öğrenir.

Kemik Erimesinde Beslenme ve Yaşam Tarzı Rehberi: Hücresel İlaçlar

Kemik sağlığı, mutfakta başlar. Sadece ilaç içerek kemik erimesini durdurmak mümkün değildir. Dr. Öğretim Üyesi Elif Berber'in bütüncül nöro-beslenme protokollerinde osteoporoz hastaları için şu mikrobesin bileşenlerinin eksiksiz tamamlanması şart koşulur:

Kalsiyum: Taşların Doğru Seçimi

Kalsiyum kemiğin harcıdır ancak tek başına süt içerek kalsiyum almak her zaman doğru sonuç vermez. Yaşlı bireylerde sütteki laktozu ve kazeini sindirmek zor olabilir, bu da bağırsakta inflamasyona yol açar.

  • Kaynaklar: Brokoli, lahana, karalahana gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler, çiğ badem, susam (tahin), kaliteli sert peynirler, yoğurt ve keçi sütü çok daha kaliteli kalsiyum kaynaklarıdır.

Vitamin D3 ve K2: Ayrılmaz İkili

D vitamini, bağırsaklardan kalsiyumun emilmesini sağlar. Ancak emilen kalsiyumun damarlarda birikip kireçlenme (ateroskleroz) yapmaması ve doğrudan kemiğe gidip yerleşmesi için K2 Vitamini (Menakinon-7) şarttır. K2 vitamini, osteokalsin proteinini aktive ederek kalsiyumu kemiğe bağlayan görünmez bir trafik polisidir. Bu yüzden D vitamini takviyeleri her zaman K2 vitamini ile kombine alınmalıdır.

Magnezyum ve Bor: Gizli Kahramanlar

Magnezyum, D vitamininin karaciğer ve böbrekte aktif formuna dönüşmesini sağlar. Vücutta magnezyum eksikse D vitamini işlev göremez. Ayrıca kemik kristallerinin sağlamlığı için magnezyum elzemdir. Bor elementi ise kalsiyum ve magnezyumun idrarla atılmasını engeller.

Kemik Erimesi Hastaları İçin Ev Ergonomisi ve Güvenlik Önlemleri

Mademki kırıkların en büyük sebebi ev içi düşmelerdir, o halde osteoporoz tanısı almış bir hastanın yaşadığı ev ortamının "düşme-savar" hale getirilmesi gerekir. Dr. Elif Berber'in hasta yakınlarına sunduğu ev içi güvenlik reçetesi şu şekildedir:

  • Halıları Sabitleyin: Evdeki küçük kilimleri, paspasları kaldırın veya altlarına mutlaka kaymaz kauçuk pedler yerleştirin. Halı kenarlarının kıvrık olmamasına dikkat edin.
  • Aydınlatmayı Artırın: Koridorlar, yatak odası ve banyo yolları gece lambalarıyla her zaman aydınlık olmalıdır. Yaşlı hastalar gece tuvalete kalktıklarında karanlıkta dengelerini kolayca kaybedebilirler.
  • Banyo Güvenliği: Duş kabininin içine ve klozet kenarına tutunma barları monte edin. Duş zeminine kaymaz matlar yerleştirin.
  • Kabloları Gizleyin: Ortada dolaşan elektrik ve telefon kablolarını duvar diplerine sabitleyin, hastanın ayağına takılma riskini sıfırlayın.
  • Terlik Seçimi: Ev içinde arkası açık, kaygan tabanlı terlikler yerine, ayağı tam kavrayan, ortopedik ve kauçuk tabanlı ev ayakkabıları veya terlikleri tercih edilmelidir.
Fiyat Bilgisi

Bu Uygulama İçin Fiyat Bilgisi Alın.
Uygulama ücretleri kişiye özel değerlendirme sonucunda belirlenmektedir. Güncel fiyat bilgisi ve detaylı bilgi almak için Dr. Öğretim Üyesi Elif Berber ile WhatsApp üzerinden iletişime geçebilirsiniz.

WhatsApp'tan Fiyat Sor

Sık Sorulan Sorular

Evet, doğru ve bütüncül bir yaklaşımla kemik erimesi süreci durdurulabilir ve kemik yoğunluğunda belirgin artışlar sağlanabilir. Kemik canlı bir doku olduğu için, yıkımı tetikleyen faktörler (hormonal eksiklikler, bağırsak sorunları, asidoz) ortadan kaldırıldığında, üzerine doğru egzersiz ve kalsiyum/D3/K2/Magnezyum gibi hücresel takviyeler eklendiğinde osteoblastlar yeniden kemik inşa eder. Tedavinin başarısı DEXA ölçümlerindeki T-skorunun yükselmesiyle net bir şekilde takip edilebilmektedir.
Bu çok yaygın bir toplumsal yanılgıdır. Evet, erkeklerde de kemik erimesi olur. Kadınlar menopoz nedeniyle daha erken yaşta ve daha hızlı kemik kaybeder ancak 65-70 yaşından sonra erkekler ve kadınlar arasındaki kemik erimesi hızı eşitlenir. Erkeklerde özellikle sigara/alkol kullanımı, kronik kortizon tüketimi ve testosteron hormonu düşüklüğü (andropoz) ağır osteoporoza ve kalça kırıklarına yol açabilir. Erkek hastaların da risk faktörleri varsa mutlaka kemik taraması yaptırması gerekir.
Evet, tıpta "Çene Osteonekrozu" denilen bu durum, özellikle ağızdan haftalık/aylık alınan veya damardan yılda bir yapılan bazı klasik osteoporoz ilaçlarının (bifosfonat grubu) çok nadir görülen fakat ciddi bir yan etkisidir. Bu ilaçlar kemik yıkımını o kadar sert bir şekilde durdurur ki, kemiğin doğal yenilenme döngüsü bozulur ve çene kemiğinde mikro hasarlar birikebilir. Bu risk genellikle uzun süreli (3-5 yıldan fazla) kullanımda ve ağır diş cerrahileri (implant, diş çekimi) sonrasında ortaya çıkar. Bu nedenle bu ilaçlara başlanmadan önce mutlaka tüm diş tedavileri bitirilmeli ve tedavi sürecinde bütüncül tıp destekleriyle ilaç dozları optimize edilmelidir.
Hayır, her hastaya ezbere yüksek doz kalsiyum karbonat hapları vermek zararlı olabilir. Eğer kalsiyum bağırsaklardan doğru emilmezse ve vücutta K2 vitamini eksikse, alınan kalsiyum kemik yerine damar duvarlarına çöker ve kalp krizi riskini (damar sertliğini) artırır, böbrek taşı yapar. Dr. Elif Berber yaklaşımında, kalsiyumun öncelikle besinlerle (alkali yeşillikler, çiğ badem, kaliteli yoğurt vb.) alınması teşvik edilir. Takviye gerekiyorsa, emilimi daha yüksek olan kalsiyum sitrat veya malat formları, mutlaka D3 ve K2 vitaminleri eşliğinde, kişiye özel dozlarda verilir.
ürüyüş, harika bir ağırlık aktarma egzersizidir ve omurga ile kalça kemiklerini uyarır. Ancak osteoporozu tamamen durdurmak için tek başına yeterli değildir. Kemiği koruyan asıl unsur çevresindeki kas gücüdür. Yürüyüşün yanına mutlaka kasları çalıştıran direnç egzersizleri (hafif ağırlıklar veya terapi bantları ile yapılan çalışmalar) ve omurgayı dik tutan ekstansiyon egzersizleri eklenmelidir. Ayrıca düşmeleri önlemek adına denge ve koordinasyon egzersizleri de programın ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
Sadece süt ve süt ürünleri tüketmek kemik erimesini kesin olarak önlemez. Hatta endüstriyel pastörize sütler, içerdikleri yoğun kazein proteini nedeniyle bazı bireylerin bağırsak yapısını bozarak vücutta asidoza (asit yüküne) neden olabilir. Vücut asidik hale geldiğinde, bu asidi nötrlemek için kemiklerdeki kalsiyum rezervlerini kullanır; yani kaşıkla verilen sapıyla çıkarılabilir. Önemli olan sütün miktarı değil, sütün kalitesi (çiğ sütten ev yoğurdu, keçi peyniri vb.) ve vücudun bu kalsiyumu kemiğe işleme kapasitesidir (D3, K2 ve Magnezyum varlığı).
Kırık veya mikro çökme olmadığı sürece kemik erimesi ağrı yapmaz. Osteoporoz sessizce ilerler. Eğer sırtınızda veya belinizde sürekli bir sızlama, kas tutulması veya ağrı varsa, bunun sebebi büyük olasılıkla kireçlenme, fibromiyalji, duruş bozukluğu veya kas güçsüzlüğüdür. Ancak sırtınızda aniden başlayan, nefes alırken bile batan, bıçak saplanır tarzda çok şiddetli bir ağrı oluştuysa, bu bir omurga çökme kırığının belirtisi olabilir ve acilen FTR uzmanına başvurulmalıdır.
DEXA ölçümü, kemik dokusunun yavaş değişen yapısı nedeniyle genellikle yılda 1 kez veya çok agresif bir erime yoksa 2 yılda 1 kez tekrarlanır. Daha sık yapılması tıbbi olarak anlamlı değildir. DEXA cihazının yaydığı radyasyon miktarı yok denecek kadar azdır. Bir DEXA çekiminde alınan radyasyon, şehirler arası bir uçak yolculuğunda kozmik atmosferden alınan radyasyondan veya sıradan bir diş röntgeninden daha düşüktür. Bu nedenle radyasyon korkusuyla kemik taramasını aksatmak kesinlikle yanlıştır.
Ara WhatsApp Yol Tarifi